Tarih ve Tekerrür
Dün gece işlerimizin yoğunluğundan dolayı şirketteydim. Sabah uyandığımda çayımı içerken bir yandan da Atatürk Araştırma Merkezi'ne ait web sitesini inceliyordum. Web Sitesinde Ata'mın belirli açıklamaları, demeçleri, video ve fotoğraf görüntlüleri yer almakta.
Biraz inceledikten sonra Vicdani Görevlerimden Biri adında bir yazı gördüm bu yazı zamanında işlenmiş bir cinayeti ve Atamın bu konu hakkında yaptığı araştırmanın sonucu Atamın kendi ağzından kaleme dökülmüş. Bana açıklamada bulunalar gerçekten çok tanıdık geldi.
Yazıyı burada sizinle paylaşıp benzerliği size bırakıyorum.
Efendiler, Yahya Kaptan'ın öldürüldüğüne şüphe kalmamıştı. Bu gerçek bilindikten sonra, onu öldürmüş olan hükûmetin, kanunî kovuşturmaya başlamış olması, cinayeti işleyenlerin meydana çıkamayacağına delil değil miydi? Fakat Efendiler; zaman, her şeyin, her gerçeğin, tarih önünde samimî olarak incelenmesine imkân hazırlar.
Saygıdeğer Efendiler, hükûmeti ve İstanbul'daki teşkilâtımızın başkanlarını böyle çirkin bir cinayetin işlenmesinde vasıta olmaya yönelten sebep ve etkenlerin incelenmesinin, gerçekten ibret verici sonuçlar getireceğine inandığım içindir ki, ilk bakışta önemsiz gibi görülebilecek bir olayı delillere ve belgelere dayandırarak açıkladım.
Bu açıklamamla, milletin gözünde, gerçeği açıkça ortaya koyabilecek bir ortamın doğmasına yardım edebildiysem, vicdanî görevlerimden birini yapmış olduğuma inanacak ve gönül huzuru duyacağım.
Efendiler, bu olayı incelerken iki noktayı gözönünde bulundurmak yararlı olur. O noktalarda:
Birincisi: Sait Molla'nın üyesi bulunduğu gizli örgüt ve Gebze, Kartal bölgelerinde bu örgüte bağlı şahsî çetelerin oynadığı rol ile, bu rolü bizim adamlarımıza yüklemekte ve vatansever geçinen kimseleri aldatıp kandırmada gösterilen ustalık ve başarı.
İkincisi: İstanbul teşkilâtımızın başkanlarıdır ki, bunlar, bizim yani Hey'et-i Temsiliye'nin emrinde ve onun verdiği direktif ve bilgilere göre hareketle yükümlü bulunuyorlardı.
Bunların, bu yükümlülüğü ancak samimî olarak yerine getirdikleri takdirde, asıl hedefe doğru yanılmadan yürümenin mümkün olabileceğini de kabul etmeleri gerekirdi.
Oysa, bu kimseler, kendi akıl ve tedbirlerini, Hey'et-i Temsiliye'nin uyarılarına rağmen yüksek görmekten geri durmamışlar ve hareket serbestliklerine engel olunmasını bir haysiyet meselesi yaparak sinirlenmişler ve bu sakat duygunun etkisiyle, aldatılmaya kadar varmışlardır (Belge: 212).
Şimdi Efendiler, vicdan ve şefkat sahibi olanların yüreklerini gerçekten kan ağlatan bir telgrafı daha merhametli gözlerinizin önüne sererek bu konu ile ilgili açıklamalarıma son vereceğim:
4960 İstanbul, 14.1.1920Ankara'da Kuva-yı Milliye Başkanı
Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne,Eşim Yahya Kaptan, sırf yüksek şahsiyetinizle olan ilgisi dolayısıyla ve kanun karşısında suçlu olmaksızın teslim olduğu halde, Gebze Jandarma Yüzbaşısı Nail ve Üsteğmen Abdurrahman Efendiler tarafından alçakçasına şehit edildi.
Bütün Tavşancıl halkı olayın tanığıdır. Hakkın yerini bulması için Adliye ve Dahiliye Nezaretlerine başvuruldu. İki tane yetimle perişan bir durumdayız.
Bu konuda yüksek teşebbüs ve yardımlarınızı bekliyoruz, emir sizindir.
Karagümrük'te Keçeciler'deKarabaş Mahallesinde 19 numarada Yahya Kaptan
eşi Şevket Hanım
Flesh for bones
I’m sitting here frozen in this bed I made
Considering the weight of the bricks I laid now that I’m through
One by one sealed every crack that I could slip between to find my way back
Find my way back home to you
And I’m burning all my bridges
with these matches I light
To illuminate my path to what is right
And even if it’s true what they say
that you can’t go back home
once you’ve cast it away
I would still have left tonight
You know baby I would be with you if I could
To trade my flesh for your bones
I would, I would, I would, I would, I would…
I carry with me on my way
All the ghosts of all the love
that I let slip away
The heavy weight of promises made
That if I could exonerate
I might just lift off today
And I’m burning all my bridges
with these matches I light
To illuminate my path to what is right
And even if it’s true what they say
that you can’t go back home
once you’ve cast it away
I would still have left tonight
You know baby I would be with you if I could
To trade my flesh for your bones
I would, I would, I would, I would, I would…
I chased your memory from my mind
But every song I write is just a wish to find you, near or far
Through all the tears and all the time
That I been running blind
I still ain’t got to where you are
And I’m burning all my bridges
with these matches I light
To illuminate my path to what is right
And even if it’s true what they say
that you can’t go back home
once you’ve cast it away
I would still have left tonight
You know baby I would be with you if I could
To trade my flesh for your bones
I would, I would, I would, I would, I would…
Eyvallah
Bu şarkıyı hep sevmişimdir.
Kapılar kapandı bak işte
Yüreğim sıkıştı hüzünle
Sevincim içimde buz oldu
Kalakaldım öyle sessizce
Tanıdık yalnızlık oysa
Haklısın belki yolunda
Hazırdım bu kez mutluluğa
Nereden çıktı şimdi ayrılık
Öyle boş öyle boş ki bu dünya
Güneşim sandım seni oysa
Girdabın içinde yaşarken
Yakamoz yakamoz çakar aklıma
Susadım sana tek bir nefeste
Yaşadım aşkımı bir hefesle
Gözümün önünde durma ne olur
Yaşamak öyle zor ki bu bedende
Hadi yoluna eyvallah
Mutlu ol gülüm inşallah
Sen biten günün ardında
Bir başına kalma inşallah
Hadi yoluna eyvallah
Mutlu ol gülüm inşallah
Sen biten günün ardında
Bir başına kalma inşallah
Bazı bazı düşünceler…
I waited 'til I saw the sun
I don't know why I didn't come
I left you by the house of fun
I don't know why I didn't come
I don't know why I didn't comeWhen I saw the break of day
I wished that I could fly away
Instead of kneeling in the sand
Catching teardrops in my handMy heart is drenched in wine
But you'll be on my mind
ForeverOut across the endless sea
I would die in ecstasy
But I'll be a bag of bones
Driving down the road alongMy heart is drenched in wine
But you'll be on my mind
ForeverSomething has to make you run
I don't know why I didn't come
I feel as empty as a drum
I don't know why I didn't come
I don't know why I didn't come
I don't know why I didn't come
Güzel yazılmış bir kaç satırın ardına pek bir şey yazmaya gerek yoktur...
bir ilişki ve sorumluluk anlayışı…
Tepkiler, düşünceler...
Günümüz insanlarının bir çoğu yolda yürürken eğerki sevgilileriyle yürümüyorlarsa ve sevgilileri yoksa bir çift gördüklerinde içlerini geçiriyorlar. Keşke benimde olsaydı diyorlar. Sırf olsun diye bile birlikte olan insanlar mevcut. Sadece "aşkım", "sevgilim", "seni seviyorum" gibi kelimeleri kullanabilmek için birlikte oluyorlar. Bazende gerçekten sevdikleri için birlikte oluyorlar... Sevdiğiniz bir insanın olması ile sevgilinizin olması gerçekten farklı şeyler.
Sevgili sıfat olarak birlikte bir süreci yaşadığınız bir insan olarak adlandırılabilir. Sevgi'nizi paylaşırsınız filan. Çokta üzerinde durulacak bir "sıfat" değil aslında. 20 sine kadar 100-150 sevgilisi olmuş arkadaşlarım mevcut. Ailem'den insanların bile iç çamaşırı değiştirir gibi sevgili değiştirdiğine şahit oldum. Fakat "Sevgili" terimi beni hep kendinden itmiştir. Sadece eğlence üzerine kurulu bir müesse... "İhtiyaç gideriminden başka bir şey değil" olarak nitelendirmişimdir aklımda.
Sevdiğiniz birisinin olması ise çok ayrı bir şeydir. Sevmediğiniz bir insan ile sevgili olabilirsiniz çıkar ilişkisidir sonuçta maddi, manevi... ama bir insanı çıkar ilişkisi bakımından sevemezsiniz. Sizin içinizde başlar ve sizin içinizde biter. İşte benim hayatımda 4 tane sevdiğim insan olmasının sebebide bu ve ilişkilerimin her defasında karşı taraf tarafından bitirilmesinin sebebide bu. Çünkü o insanlara sevgi beslediğimden dolayı çıkar bazlı düşünemedim, düşünmedim ihtiyaç hissetmedim. Hayatı aynı ölçüde paylaşmak istedim. Üçüncü ilişkimden sonra kolay kolay bağlanacağımı düşünmedim ve öyle oldu. Sonuncu kişyi sevdim ve değer verdim.
Beni yakından tanıyan insanların bile uzun zaman sonra ilk duyduklarında hayrete düştükleri okul mezuniyetim son ilişkimin bitiş sebebi oldu. Üstelik karşı tarafın istemeye istemeye verdiği ve geri dönmeyeceğini söylediği bir ayrılık. Ben orta son terkim. Bu benim okul yaşamımda öğretmenlerin kendilerine bile saygısının olmadığını gördüğümden dolayı aldığım bilinçli bir karar. Bu genel olarak karakterimi şu an ki yaşamımda edindiğim tecrübeyi birebir etkileyen bir durum. Orta okuldan ayrıldıktan sonra kendi eğitimime yöneldim. Özellikle iş yaşamında ihtiyacım olabilecek şeyleri öğrenmek açısından bir çok girişimde bulundum. Yaşıtlarım eğlenmek için oyun oynarlarken ben PHP dili üzerine yoğunlaştım. İnsan ilişkilerimi geliştirmek yönünde adımlar attım. Çeşitli organizasyonlarda yer aldım. Yaşımın çok genç olmasına rağmen 1. linux şenliğinde görev aldım. Otostop yaparak illeri gezdim insanları tanımak onlar hakkında bilgi sahibi olmak amaçlı davranışlarım vardı. Çünkü insan toplumu içerisinde yaşayacaktım. Kapalı kapılar arkasında bir bilgisayar karşısında değil. Günümüzde bir çok insan milyarlar ödeyerek edindiği bilgiye insanlarla konuşarak sahip oldum. Resim, Fotoğrafcılık, Berberlik, Tütün, Dış Ticaret, Matbaacılık, Marangozluk, İnşaat ve daha nicesi hakkında temel bilgim mevcut. İngilizce'min alt yapısını 5 yaşımda aldım. İlerleyen zamanlarda üzerine düşmedim fakat Internet yoluyla geliştirdim.Annemin çalıştığı yer dolayısıyla bir çok ünlü insan ile tanışma ve sohbet etme imkanı buldum. Psikoloji ve felsefe dallarında kendimi bu dallarda uzman insanlarla konuşarak geliştirdim. Daha sonrasında kendi tezlerim oluşturmaya başladım. Şu an bir çok felsefe öğrencisinin kitaplarını okuyup anlamaya çalıştığı insanların düşüncelerine kendim düşünerek genç yaşta eriştim. Bir kitap okuyarak sadece bir konu hakkında teknik bilgiye sahip olabilirsiniz. Programcılıkta if else, foreach gibi terimleri rahatlıkla öğrenebilirsiniz basittirler. Her ne kadar öğrenemeyenlerin olduğunu görmüş olsamda ilerleyen saffalarda yapılar oluşturabilmeniz için belirli bir tecrübeye sahip olmanız gerekmektedir. 0-7 yaş arasında aldığınız eğitimin tüm hayatınızı etkileyeceği gibi evet bir insanın ana karakteri 0-7 yaş arasında oluşur aileden gelir.
Özgür bir karakterim olduğu için 23 yaşımda ailemden ayrıldım. İstanbul, Ankara gibi şehirlerde ayakta durmaya çalıştım. Bazen zor durumlarda kaldım, sadece krem peynir yiyip karnımı doyurmaya çalıştığım bazende arkadaşlarımın para yatıramadığı günlerde 300 - 400 TL para yatırıp 5-6 kişiyi çektiğim günler de oldu veya bazen çalıştığım şirkette kaldığım bazen ise çok lüks bir yatakta yattığım. Bunların hepsini yaşamadan çok önce otostop yaptığım günlerde sohbet ettiğim kişilerin yaşamlarından zaten öğrenmiştim ama hiç yaşamaktan pes etmedim. Kendi başıma bir birey olarak ayakta durmaktan. İşte bu noktada ailemin bana manevi desteği gerçekten çok büyüktü özellikle annem ve abim. Babam'ı zaten 14 seneye yakındır görmüyorum onu ailemden sayamıyorum.
Aile kelimesi sevdiğiniz insanlara girer. Anneniz, babanız, abiniz, ablanız, kız veya erkek kardeşiniz. Birinci dereceden olan tüm akrabalarınıza çok yakın bir bağ ile bağlısınızdır. Peki ya eşiniz ? İşte bu noktada karşınızdaki insana hangi gözle baktığınız, birey olup olmadığınız gerçekten önemlidir. Eşiniz ailenizden bile olmalıdır. Sizinle bir hayatı paylaşacak insan olacağından dolayı. Annenizin veya Babanızın öleceğinden. Abinizin veya ablanızın evlenceğinden, Kardeşlerinizin evleneceğinden dolayı her birinin kendine ait hayatları olacak. Tıpkı yüzün parmağınızı belirli bir tutuşta diğer yüzük parmağından ayıramadığınız gibi. Ben sevdiğim insanların 4'ününde eşim olmasın istedim ve ayrılmak istemedim. Ya terk edildim yada aldatıldım bu insanlara sunduğum fedakarlıkların pek haddi hesabı yok ama kaybettiğim bir şeyde yok genel bir bakış açısında baktığımızda giden insanlar sağdık bir insanı kaybettiler.
Bu yazıyı neden yazdığıma ve sonuç bölümüne gelirsek. Son ilişkimin bitiş sebebi. Okul durumum. Kişinin annesinin bunu kabul etmeyişi. Eğitim seviyem demiyorum çünkü eğitimim gerçekten iyi bir durumda ve her geçen gün kendini daha iyi bir noktaya taşıyor. Çalıştığım şirketler, Geliştirdiğim projeler başarılı bir iş yaşamım olduğunun göstergesidir. Bulunduğum ortamlar en iyisinden en kötüsüne hayatı bir birey olarak yaşadığımın göstergesidir her hangi birisinin gölgesinde değil buna kendi öz ailem dahil. Kimsenin eline bakmadan hayatmı genç yaşımdan beri sürdürdüm. Bir çok manevi kardeşimin olması ve kendilerinin beni örnek alması ise onların gözünde örnek ideal bir insan olduğumu gösterir.
Fakat bunlar bir sevilen kişi ilişkisinde yeterli değildir. Siz veya karşınızdaki insan aynı seviyede olamazsınız %100 uyum asla yoktur. %40 - %60 arasında bir uyum yakaladıysanız bu gerçekten öpüp başınıza koyabileceğiniz bir uyumdur. Aynı anda aynı haraketleri geçin, aynı şeyleri sevmeyi geçin, seni seviyorumlar aşkımlar cicimleri geçin 50 yaşınızı şimdiden hayal edin. Birlikte yapabileceğiniz ortak şeyleri düşünün, neler yapacağınızı neler yapabileceğinizi. Ben son ilişkimde bunları gayet iyi gördüm buldum o farkında olmasada bu yönlerden inceledim. Yemek yiyişi, giyinişi davranışları, eğlence tarzı hayata bakış açısı. Çocuklarını düşünüşü ve benzeri bir çok yönde. Bunu her ilişkime başlamadan önce yaparım. Karşımdaki kişiyi düşüncesel olarak incelerim incelemek zorundayım. Tıpkı uzun yola çıkacağınız zaman ihtiyaçlarınızı kontrol etmeniz yoldurumuna bakmanız ve haritanızda yolunuzu çizmeniz gibi.
Fakat bunlarda yetersizdir. çünkü %60 uyum yakadıysanız bile birbirinizi hala tam olarak tanımıyor ve birbirinize öğretmeniz gereken binlerce şey vardır kendinizle alakalı bunları anlatmanız gerekmektedir sevgiyle, özveriyle ve kendinize güveninizle birlikte asla duygusal düşünmeden duygularınızı karşınızdaki insana aktarmalısınız. Ben böyle yaptıysamda karşımdaki kişiden bunu göremediysemde sabırla bunu yapacağını günü bekledim.
Bir ilişkide sorun olmaması mümkün değildir. Tıpkı günlük hayatımızda farkına varmadığımız bir sürü sorunumuzun olması gibi. Evinizde ekmek bitmiştir ve ekmek almak için yapacağınız her eylem o sorunu çözmek için yaptığınız bir eylemdir veya ev de işe gitmek işten eve gelmek. Son ilişkimde ben karşımdaki insandan ailesine karşı bir birey olarak davranıp daha önce verdiği sözleri tutmasını beklerdim. Kendisinin dediği gibi korkak davranmamasını ama teşekkür ederim ki kendisinin ne arkadaşım nede dostum olabileceğini ortaya koydu.
Eğerki bir ilişkiniz varsa birbirinizi anlayın, sorunlarınızın ortak çözümünü arayın asla haklı çıkmaya çalışmayın. Gereksiz yere zaman kaybedersiniz.
Şu an tekrardan Ankara'ya taşınıyorum. Son ayrılığımdan sonra aldığım 14 kararın içerisinde etiket kelimesinin günümüz şartlarındaki önemi de mevcut. Bu sebebten dolayı gittiğim ilk günden itibaren. Sırasıyla İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca öğreneceğim. Tahminimce sene sonuna belirli bir seviyeye gelmiş olacağım ardından okulumu açıktan tamamlayaraktan Arkeoloji, Dijital Ses Mühendisliği ve Bilgi Yönetimi dallarında eğitim alacağım bütün bunları yaptıktan sonra biri eğitimimi sorduğunda orta son terkim diyeceğim. Çünkü sizi insan yapan şey benliğiniz, düşüncelerinizdir. Okul durumunuz okuduğunuz üniversite, altınızda ki araba veya evinizin nerede olduğu değil. Sizi siz yapan sizsiniz. Kendinize karşı sorumluğunuzu bilin ve kendizi her zaman eğitin.
Murat BEŞER